- Anasayfa
- Yayınlar
- Sağlık Hukuku ve Malpraktis
- Yanlış Teşhis ve Gecikmiş Teşhis (Misdiagnosis) ...
Tıbbi müdahale sürecinin en hayati aşaması şüphesiz "teşhis" (tanı) evresidir. Bir hastalığın hiç tespit edilememesi, yanlış bir hastalığa yorulması veya tespitte geç kalınması Yanlış ve Gecikmiş Teşhis (Misdiagnosis) olarak adlandırılır. Hukuk sistemimizde bu durum, en ağır "Tıbbi Malpraktis" (Hekim Hatası) hallerinden biri olarak kabul edilmekte ve hastaneler ile hekimler aleyhine yüksek meblağlı tazminat davalarına konu olmaktadır.
Teşhiste yapılan bir hata, silsile halinde yanlış tedavi uygulanmasına, hastanın gereksiz ameliyatlara maruz kalmasına veya asıl hastalığın (örneğin kanser, kalp krizi) ilerleyerek geri dönülemez bedensel zararlara yahut vefata yol açmasına sebep olur. Bu makalede, yanlış/gecikmiş teşhis vakalarının tazminat hukuku boyutu ve hekimin özen yükümlülüğü incelenmiştir.
Tıp biliminde teşhis, salt hekimin tecrübesine dayanan soyut bir tahmin değildir. Güncel tıbbi standartlar, şüphelenilen hastalıklara ilişkin laboratuvar testlerinin (MR, Tomografi, Kan tahlili, Biyopsi) eksiksiz yapılmasını ve gerekiyorsa hastanın ilgili uzmanlık dalına (konsültasyon) sevk edilmesini emreder.
Hekimin, hastanın şikayetlerini yüzeysel değerlendirmesi, ayırıcı tanı (differential diagnosis) testlerini yapmaktan kaçınması veya tahlil sonuçlarını yanlış yorumlayarak hastayı hatalı bir tedavi protokolüne sokması (veya sağlıklı diyerek evine göndermesi), doğrudan doğruya hukuki bir kusurdur.
Hasta ile hekim/hastane arasındaki hukuki ilişki kural olarak "Vekalet Sözleşmesi" (TBK m. 506) hükümlerine tabidir. Yargıtay kararları uyarınca vekil (hekim), işini görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın (özenin) eksikliğinden sorumludur.
Malpraktis davalarında en sık karşılaşılan savunma, durumun bir "komplikasyon" olduğu yönündedir. Ancak yanlış teşhis vakalarında komplikasyon savunması genellikle hukuki dayanaktan yoksundur. Çünkü teşhis henüz konulamadığı veya yanlış konulduğu için, hastanın maruz kaldığı zarar "tedavinin kaçınılmaz bir riski" değil, bizzat hekimin teşhisi atlamasının bir sonucudur. Hastalığın erken evrede teşhis edilmesi halinde %100 tedavi edilebilir bir vakanın, hekim ihmaliyle ölümcül evreye (terminal dönem) geçmesi açık bir malpraktistir.
Yanlış teşhis iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında Tüketici Mahkemeleri, dosyanın tıbbi boyutunu değerlendirmek üzere Adli Tıp Kurumu'ndan (veya Üniversite Bilirkişi Heyetlerinden) mütalaa alır. İspat sürecinde en kritik deliller şunlardır:
Gecikmiş veya yanlış teşhis nedeniyle bedensel zarara uğrayan hasta veya vefatı halinde yakınları, Türk Borçlar Kanunu kapsamında şu kalemleri talep edebilir:
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
Tıp hukukunda 'Gecikmiş Teşhis' (Misdiagnosis) ağır bir malpraktis türüdür. Hekimin zamanında gerekli tetkikleri yapmaması veya sonuçları yanlış yorumlaması nedeniyle hastalığın (örneğin kanserin) ilerlemesi, hastanın yaşama şansını veya yaşam kalitesini düşürdüğünden, hastaneye ve hekime karşı maddi ve manevi tazminat davası (şans kaybı tazminatı) açılabilmektedir.