- Anasayfa
- Yayınlar
- Tazminat ve Sigorta Hukuku
- Uluslararası Karayolu Taşımacılığı (CMR) ve Nakliyat ...
Ankara Lojistik Üssü başta olmak üzere, Türkiye'nin geniş ihracat ve ithalat ağında faaliyet gösteren karayolu taşıma (lojistik) firmaları, her gün dorselerinde milyonlarca liralık ticari emtia (yük) taşımaktadır. Tırın kaza yapması, yükün yanması, gümrükte bozulması veya çalınması gibi katastrofik durumlarda, mal sahibinin zararı genellikle kendi Nakliyat (Emtia) Sigortası tarafından karşılanır. Ancak asıl hukuki savaş, sigorta şirketinin parayı ödedikten sonra lojistik firmasının kapısına devasa bir "Rücu Davası" ile dayanmasıyla başlar.
Bu noktada lojistik firmasını iflastan kurtaracak olan yegane unsur; uluslararası CMR Konvansiyonu ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) Taşıma Hukuku hükümlerinin ustaca kullanılmasıdır. Taşıyıcının sorumluluğu mutlak değildir; uluslararası hukuk, lojistik firmalarını koruyan çok güçlü "Sınırlı Sorumluluk (SDR)" kalkanları öngörmüştür.
Yükün bir ülkeden diğerine karayoluyla taşınması sırasında meydana gelen hasar, ziyan veya gecikmeler, CMR Konvansiyonu (Karayoluyla Uluslararası Mal Taşımacılığı Sözleşmesi) hükümlerine tabidir. Yük tırın dorsesine yüklendiği andan alıcıya teslim edilene kadar geçen sürede oluşan her türlü hasardan kural olarak taşıyıcı (lojistik firması) sorumludur. Ancak bu sorumluluk, yükün değerinin tamamını ödemek anlamına gelmez.
Mal sahipleri (gönderenler), sevkiyatlarını güvence altına almak için sigorta şirketleriyle "Kati veya Abonman Nakliyat Sigortası" yaparlar. Kaza anında sigorta eksperi yükteki hasarı tespit eder ve mal sahibine fatura bedeli üzerinden ödeme yapar. Lojistik firmalarının da kendilerini korumak için "Taşıyıcı Sorumluluk (CMR) Sigortası" (FFL vb.) yaptırması hayati önem taşır. Aksi takdirde, mal sahibinin sigortası doğrudan firmanın öz sermayesine haciz uygular.
Mal sahibine ödeme yapan Nakliyat Sigortası şirketi, TTK m. 1472 (Halefiyet) uyarınca mal sahibinin haklarına sahip olur ve lojistik firmasına (ve taşıma işleri komisyoncusuna) karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde rücu (tazminat) davası açar. Sigorta avukatlarının temel stratejisi, yükün tam fatura bedelini taşıyıcıdan tahsil etmektir. Lojistik firmasının bu davalarda sıradan bir savunma yapması, şirketin tüm tır filosunun haczedilmesine neden olabilir.
SDR sınırlamasıyla milyonluk zararı tahsil edemeyeceğini anlayan sigorta şirketleri, CMR m. 29 uyarınca "Taşıyıcının Kasıt veya Ağır Kusuru Vardı" iddiasını öne sürerek bu limiti kırmaya çalışırlar. Şoförün yasal hız sınırını aşması, takoğraf hileleri, aracı güvensiz bir tır parkına bırakması veya alkollü araç kullanımı gibi iddialarla lojistik firması köşeye sıkıştırılır. Bu noktada avukatlık faaliyeti, ceza dosyası kaza tespit tutanaklarını ve şoför kusur oranlarını Adli Bilimler ışığında çürüterek "Ağır Kusur" iddiasını bertaraf etmektir.
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
Uluslararası karayolu taşımacılığında CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanır. Taşıyıcı firma, malları teslim aldığı andan alıcıya teslim edene kadar geçen süredeki hasar, zayi ve gecikmelerden sorumludur. Ancak CMR Madde 23 uyarınca taşıyıcının tazminat sorumluluğu malın ağırlığına göre (SDR üzerinden) sınırlandırılmıştır. Ağır kusur veya kasıt ispatlanmadıkça sınırsız tazminat talep edilemez.