- Anasayfa
- Yayınlar
- Gayrimenkul ve İnşaat Hukuku
- Kentsel Dönüşümde 2/3 Çoğunluk ve Arsa Sahibi Hakları
Deprem riskinin en yüksek olduğu coğrafyalardan birinde yer alan Türkiye'de, eski ve dayanıksız binaların yenilenmesi amacıyla çıkarılan 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun (Kentsel Dönüşüm Kanunu), mülkiyet hukuku pratiklerini kökünden değiştirmiştir. Kentsel dönüşüm süreci, arsa sahiplerine güvenli yapılar sunarken, bina içindeki anlaşmazlıklar nedeniyle azınlıkta kalan maliklerin mülkiyet haklarının ellerinden alınması (pay satışı) riskini de beraberinde getirmektedir.
Kentsel dönüşüm projelerinde mülkiyetin kaderini belirleyen en kritik aşama, maliklerin karar alma nisabıdır. Geçmiş yıllarda kamuoyunda "2/3 Çoğunluk" olarak bilinen kural, Kasım 2023'te yapılan köklü kanun değişikliği ile kaldırılarak yerini "Salt Çoğunluk (%50+1)" kuralına bırakmıştır. Bu makalede, 2026 yılı itibarıyla kentsel dönüşüm süreçleri, güncel çoğunluk kuralları ve mülk sahiplerinin yasal hakları incelenmiştir.
Eski kanun düzenlemesinde, riskli yapının yıkılmasının ardından arsanın ne şekilde değerlendirileceğine, hangi müteahhit ile sözleşme yapılacağına karar verebilmek için arsa paylarının en az üçte iki (2/3) çoğunluğu aranmaktaydı. Bu durum, binalardaki yenilenme süreçlerini yıllarca kilitliyordu.
Yapılan yasal değişiklikle birlikte, riskli yapı tespitinden sonra binanın yıktırılması, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması veya arsanın satılması gibi tüm tasarrufi işlemler, artık sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu (%50+1) ile alınabilmektedir. Bu değişiklik, kentsel dönüşüm hızını artırırken, hisse bazında azınlıkta kalan mülk sahiplerini çok daha agresif bir hukuki savunma yapmak zorunda bırakmıştır.
Kendisine yapılan noter tebligatına rağmen 15 gün içinde salt çoğunluğun aldığı karara katılmayan ve müteahhit sözleşmesini imzalamayan maliklerin arsa payları, Bakanlık (veya İl Müdürlüğü) nezdinde yapılacak açık artırma usulü ile satışa çıkarılır.
Bu açık artırmada, muhalif malikin payı öncelikle karara katılan (sözleşmeyi imzalayan) diğer paydaşlara teklif edilir. Eğer diğer malikler bu payı almazsa, rayiç bedelinden az olmamak kaydıyla üçüncü kişilere (veya TOKİ/Bakanlığa) satılır. Kısacası, kanun azınlıkta kalan malike "Ya çoğunluğun kararına uyarsın, ya da mülkünü kaybedersin" (mülkiyetin kamulaştırma benzeri bir yöntemle devri) ultimatomunu vermektedir.
Azınlıkta kalsanız dahi, mülkiyet hakkınızın gasp edilmesine karşı güçlü yasal savunma yolları mevcuttur. Mülkünüzün değerinin altında satılmaması veya adaletsiz bir müteahhit sözleşmesine mahkum edilmemeniz için şu hukuki adımlar atılabilir:
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
6306 sayılı kanunda yapılan son değişiklikle artık 2/3 değil, salt çoğunluk (%50+1) aranmaktadır. Karara katılmayan maliklere noter ihtarı çekilir. 15 günlük süre içinde müteahhit sözleşmesi imzalanmazsa, azınlıkta kalan malikin payı Bakanlık aracılığıyla açık artırma usulüyle diğer maliklere veya Hazineye satılır. Mülkiyet kaybını önlemek için derhal idari itiraz ve iptal davası yolları işletilmelidir.