- Anasayfa
- Yayınlar
- İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
- Fabrika ve OSB'lerde Alt İşveren (Taşeron) Muvazaası ...
Türkiye'deki büyük üreticiler, Organize Sanayi Bölgelerindeki (OSB) fabrikalar ve dev özel hastaneler; operasyonel maliyetleri düşürmek, uzmanlık gerektiren işleri devretmek ve personel yükünden kurtulmak amacıyla güvenlik, temizlik, lojistik veya paketleme gibi işleri Alt İşverenlere (Taşeronlara) devretmektedir. Kâğıt üzerinde son derece mantıklı görünen bu ticari hamle, İş Kanunu'nun katı kurallarına uyulmadığında şirketler için adeta saatli bir bombaya dönüşmektedir.
Asıl işveren ile taşeron arasındaki ilişkinin Çalışma Bakanlığı veya SGK müfettişlerince "Muvazaalı (Danışıklı Dövüş/Sahte)" olarak tespit edilmesi, bir fabrikanın karşılaşabileceği en büyük mali krizlerden biridir. Muvazaa tespitiyle birlikte taşeronun tüm işçileri, en başından beri asıl işverenin işçisi sayılır. Bu makalede, taşeron muvazaasının tespit kriterleri ve asıl işverene rücu edilen milyonluk SGK prim borçlarına karşı yürütülecek hukuki stratejiler incelenmiştir.
İş Kanunu m. 2/6 uyarınca geçerli bir alt işverenlik kurulabilmesi için; verilen işin "işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerden olması" veya "asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olması" şarttır. Yani bir hastane kendi asli işi olan "ameliyat/doktorluk" hizmetini taşerona devredemezken, yardımcı iş olan "temizlik veya yemek" hizmetini devredebilir.
Yargıtay ve SGK denetmenleri muvazaayı tespit ederken sözleşmenin başlığına değil, sahadaki fiili uygulamaya bakar. Bir taşeron sözleşmesi şu hallerde muvazaalı (geçersiz) sayılır:
Muvazaanın en yıkıcı boyutu, fabrikanın kendi kadrolu işçilerine uyguladığı sendikal haklar ve ücret skalasıdır. Muvazaa kararı kesinleştiğinde; taşeron işçisi asıl işverenin kadrolu işçisi haline geleceği için, asıl işverenin işçilerine sağlanan Toplu İş Sözleşmesindeki (TİS) yüksek ikramiyeleri, primleri ve sendikal farkları 5 yıl geriye dönük olarak Asliye Hukuk veya İş Mahkemelerinden faiziyle birlikte tahsil etme hakkı kazanır.
Bir SGK müfettiş raporu veya Çalışma Bakanlığı muvazaa tespiti "Kesin Hüküm" değildir. Av. Ali Alper Can Hukuk Bürosu olarak, tebliğ edilen bu ağır raporlara ve kesilen idari para cezalarına karşı İş Mahkemelerinde ve İdare Mahkemelerinde derhal "Muvazaa Tespitinin ve İdari İşlemin İptali" davası açarak kurumun ticari hayatını koruma altına alıyoruz. Ayrıca kriz yaşanmadan önce, taşeron sözleşmelerinin İş Kanunu ve Yargıtay standartlarında kusursuz bir "Risk Yönetimi" (Due Diligence) kapsamında yeniden yazılmasını sağlıyoruz.
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
İş Kanunu uyarınca, asıl işveren ile alt işveren (taşeron) işçinin ücret, kıdem ve ihbar tazminatı gibi tüm haklarından 'müteselsilen' (birlikte) sorumludur. Eğer taşeron ilişkisi hukuka aykırıysa (muvazaalıysa), işçi başından beri asıl işverenin personeli sayılır ve aradaki maaş farkları geriye dönük olarak tahsil edilebilir.