- Anasayfa
- Yayınlar
- Bilişim Hukuku ve Siber Suçlar
- Siber Suçlar ve Yargıtay Kararları
Dijitalleşme sürecinin eksponansiyel bir hızla artması, konvansiyonel suç tiplerinin siber uzaya (cyberspace) taşınmasına ve yeni nesil siber suçlar ile bilişim suçları kavramlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 243 ve devamında düzenlenen suçlar ile 5651 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülükler, oldukça teknik ve spesifik yargılama usullerini gerektirmektedir. Yargıtay'ın güncel emsal kararları, siber suç soruşturmalarındaki usuli belirsizlikleri gidermesi ve maddi gerçeğin Adli Bilişim standartlarıyla nasıl ispatlanacağını belirlemesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak ve yetkisi bulunmaksızın girmek veya orada kalmaya devam etmek, TCK m. 243 tahtında hürriyeti bağlayıcı ceza ile yaptırıma bağlanmıştır.
Yargıtay Ceza Dairelerinin yerleşik içtihatları uyarınca; başkasına ait hesap şifrelerinin sosyal mühendislik, oltalama (phishing) veya zararlı yazılımlar (fidye yazılımı veya ransomware) vasıtasıyla ele geçirilerek sisteme yetkisiz giriş yapılması eylemi, doğrudan bilişim sistemine girme suçunu tekemmül ettirir. Kararlarda, sisteme salt giriş yapmanın suçun oluşumu için yeterli olduğu, veriler üzerinde değişiklik yapma kastının aranmadığı hüküm altına alınmıştır.
Dijital çağın en kritik hukuki ihlallerinden biri de veri ihlali durumlarında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile TCK m. 135-140 hükümlerinin eşgüdümlü olarak ihlal edilmesidir.
Yargıtay kararlarında; kurumsal işveren tarafından, açık rıza veya geçerli bir aydınlatma metni olmaksızın çalışan e-postalarının (kurumsal dahi olsa özel yazışma içerebilecek alanların) sistematik takibi ve arşivlenmesi eylemi, kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi suçu kapsamında değerlendirilmiştir. Yüksek Mahkeme, işverenin idari denetim yetkisi ile çalışanın özel hayatının gizliliği arasındaki hukuki sınırı net bir biçimde çizmiştir.
Bir bilişim sisteminin işleyişini kasten engellemek, bozmak veya verileri yok etmek, TCK m. 244 kapsamında ağırlaştırılmış yaptırımlara tabidir.
Yargıtay içtihatlarında; ticari bir internet sitesine veya sunucuya yönelik gerçekleştirilen Dağıtık Hizmet Engelleme (DDoS) saldırıları, bilişim sisteminin işleyişini engelleme suçu olarak nitelendirilmiştir. Alınan kararlarda, saldırı neticesinde ortaya çıkan ticari zararın (kâr kaybının), TCK m. 61 uyarınca temel cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşmak için altlık teşkil edeceği vurgulanmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun güncel kararlarında; blockchain altyapısı ve kripto cüzdanlar üzerinden işlenen hileli fiiller, Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık (kripto para dolandırıcılığı) kapsamında değerlendirilmiştir. Failin "merkeziyetsiz teknolojiyi ve blockchain mimarisini tam anlayamadığına" yönelik savunmaları, kastı ortadan kaldıran bir mazeret olarak kabul edilmemiş ve cezai sorumluluk teyit edilmiştir.
Yapay zeka altyapılarının (Generative AI) suç aracı olarak kullanılması, Yargıtay kararlarına yansımaya başlamıştır. İlgili Yargıtay ilamlarında; deepfake teknolojisi ile manipüle edilen ve gerçeğinden ayırt edilme imkânı bulunmayan sahte görüntü, ses veya dijital evrakların; fiilin mahiyetine göre Özel veya Resmi Belgede Sahtecilik ile Şantaj (TCK m. 107) suçlarını tekemmül ettirebileceği ifade edilmiştir.
Siber suç yargılamalarında beraat veya mahkumiyet kararını belirleyen yegâne unsur, elektronik delillerin CMK m. 134 hükümlerine uygun şekilde elde edilmesidir. Yasadışı bahis veya benzeri Ağır Ceza dosyalarındaki savunma stratejisi şu teknik sütunlara dayanmalıdır:
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
TCK 158/1-f kapsamında bilişim sistemleri (internet siteleri, bankalar) araç kılınarak yapılan dolandırıcılık Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanır ve alt sınırı 4 yıl hapistir. Şirket yetkilileri, platformdaki ihlallerden dolayı doğrudan şüpheli olabilir. İşlemlerin IP log kayıtları ve kullanıcı sözleşmeleri ile şirketin kastı olmadığı acilen savcılığa sunulmalıdır.