- Anasayfa
- Yayınlar
- Ceza Hukuku
- Ekonomik Kriz Dönemlerinde Hileli İflas (TCK 161) ve ...
Serbest piyasa ekonomisinde şirketlerin kâr etmesi ne kadar doğalsa, makroekonomik krizler, küresel tedarik zinciri kopmaları veya finansman maliyetlerinin fahiş artması (faiz şokları) nedeniyle iflas etmeleri de o kadar doğal bir ticari sonuçtur. Ancak Türkiye'deki ticari pratikte, bir şirket konkordato ilan ettiğinde veya iflas kararı aldığında; bankalar, taşeronlar ve ticari alacaklılar, batan şirketin patronlarına karşı tahsilat baskısı kurmak amacıyla doğrudan Ağır Ceza Mahkemelerinin yolunu tutmaktadır.
Ticari bir borcun ödenememesi normal şartlarda hapis cezası gerektirmez (Anayasa m. 38). Lakin alacaklılar, "Şirket normal batmadı, patron şirketin içini boşalttı, paraları eşinin/dostunun üzerine geçirdi" diyerek TCK m. 161 kapsamında Hileli İflas suç duyurusunda bulunurlar. Bu hamle, dürüst bir şirket yöneticisinin veya holding sahibinin hayatında karşılaşabileceği en yıkıcı hukuki krizdir. Ticari bir başarısızlık, bir anda 3 ila 8 yıl arası hapis cezası istenen ve tüm şahsi malvarlığına el konulma riski taşıyan bir "Nitelikli Dolandırıcılık" dosyasına dönüşür.
Hileli iflas davalarında savcılık makamının temel tezi; şirket yönetiminin alacaklıları zarara uğratmak için önceden planlı ve kasti bir şekilde (hileyle) şirketi iflasa sürüklediğidir. Oysa Ticaret Hukukuna göre "Basiretli bir tacir" gibi davranan, kurtarma hamleleri (sermaye artırımı vb.) yapan ancak piyasa koşullarına yenilen bir yönetici ceza hukuku anlamında suçlu ilan edilemez. Savunma mimarisi; şirketin batışındaki gerçek (objektif) ticari riskleri mahkemeye göstermek üzerine kurulmalıdır.
TCK madde 161 uyarınca, malvarlığını eksiltmeye yönelik "hileli tasarruflarda" bulunan kişi, iflasa karar verilmesi kaydıyla Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır. Kanunda sayılan ve şüphelilere en çok isnat edilen hileli haller şunlardır:
İddianamelerde en sık rastlanan suçlama, iflas kararından aylar veya yıllar önce şirketin değerli aktiflerinin (gayrimenkullerinin, markalarının) kurulan yeni "Paravan (Grup) Şirketlere" veya yöneticilerin yakın akrabalarına devredilmesidir. Savunma stratejisinde bu devirlerin "mal kaçırma (muvazaa)" olmadığı, tam aksine şirkete sıcak para (likidite) sağlamak, acil banka kredilerini kapatmak veya şirketi iflastan kurtarmak amacıyla piyasa rayiç bedeli üzerinden yapılmış gerçek ticari tasarruflar olduğu ispatlanmalıdır.
Hileli iflas dosyalarında mahkeme heyeti, kararı Ceza Hukuku doktriniyle değil; Sayıştay denetçisi, SPK uzmanı veya Bağımsız Yeminli Mali Müşavirlerden oluşan bilirkişi heyetlerinin raporlarıyla verir. Av. Ali Alper Can Hukuk Bürosu olarak, soruşturma aşamasında kendi Adli Muhasebe (Forensic Accounting) ekiplerimizi devreye sokarak; şirketin iflasının arkasındaki küresel krizleri, döviz kurundaki ani şokları, tedarikçilerin temerrüdünü veya devlet politikalarındaki (kotalar vb.) değişiklikleri bilimsel raporlarla ortaya koyar ve "Kasıt (Hile)" unsurunu çürütürüz.
Bir A.Ş. veya Ltd. Şti. iflas ettiğinde, ceza sorumluluğu şirket tüzel kişiliğine değil, doğrudan şirketi temsile ve ilzama yetkili olan Yönetim Kurulu Üyelerine ve Müdürlere yöneltilir (Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz ilkesi). Savunma aşamasında, hangi yöneticinin hangi kararda imzası olduğu, iç yönergelerle (yetki devri) yetkinin kime bırakıldığı titizlikle ayrıştırılmalı ve haksız yere sanık koltuğuna oturtulan (sadece kağıt üzerinde yönetici olan) kişilerin beraati sağlanmalıdır.
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
Sadece şirketin batması veya ticari şanssızlık sonucu borçlarını ödeyememesi ceza gerektiren bir suç değildir (Taksirli İflas hali hariç). Ancak şirket yetkilileri, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla malları gizler, sahte sözleşmelerle şirket içini boşaltır veya ticari defterlerde tahrifat yaparsa TCK m. 161 uyarınca 'Hileli İflas' suçundan 3 ila 8 yıl arası hapis cezası istemiyle Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır.