- Anasayfa
- Yayınlar
- Ceza Hukuku
- Vergi Kaçakçılığı Suçu (VUK 359) ve Cezai Sorumluluk
>
Uyuşmazlığınızın yürürlükteki mevzuat, emsal Yargıtay/Danıştay içtihatları ve teknik deliller ışığında değerlendirilmesi için Çankaya / Sıhhiye (Ankara) merkezli büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Vergi Usul Kanunu m. 359/b uyarınca sahte belge düzenlemek veya bilerek kullanmak 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Ancak Yargıtay, faturaların gerçek bir ticari mal/hizmet alımına dayandığı, banka ödemeleri, sevk irsaliyeleri ve kantar fişleriyle kanıtlandığında 'kast unsurunun yokluğu' nedeniyle beraat kararı vermektedir.
VUK m. 359'da yapılan düzenleme uyarınca; vergi mahkemesinde dava açılmaması veya açılan davadan vazgeçilmesi şartıyla, tarh edilen verginin gecikme faizi ve zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı soruşturma evresinde ödenirse verilecek hapis cezası yarı oranında (1/2), kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenirse üçte bir (1/3) oranında indirilir.
7394 sayılı Kanun değişikliği sonrasında, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında farklı vergilendirme dönemlerinde (farklı takvim yıllarında) işlenen VUK m. 359 suçlarında her yıl için ayrı ceza verilmek yerine TCK m. 43 (Zincirleme Suç) hükümleri uygulanarak tek ceza üzerinden artırım yapılmaktadır.
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği tüm yönetim kurulu üyeleri otomatik olarak cezalandırılamaz. Şirket içinde mali ve muhasebesel işlemleri fiilen yürüten, faturaları kullanan veya talimatı veren temsil yetkilisinin kim olduğu görev dağılımı kararlarıyla tespit edilmelidir.
Vergi Mahkemesinin sahte fatura iddiasını çürüten ve işlemin gerçek bir ticari alıma dayandığını tespit eden kesinleşmiş iptal kararları, Ceza Mahkemesini doğrudan bağlamasa da maddi gerçeğin tespiti açısından çok güçlü bir lehe delil oluşturarak beraat kararının temelini teşkil eder.