- Anasayfa
- Yayınlar
- KKTC Hukuku
- KKTC'de İnşaat Dolandırıcılığı ve Türk Yatırımcıların ...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Sterlin/Pound üzerinden satılan lüks konut projeleri ve yüksek kira getirisi vaatleriyle Türk yatırımcılar için büyük bir çekim merkezi haline gelmiştir. Ne var ki, reklam ve lansman dönemlerinde "topraktan (maketten)" satılan binlerce projenin arkasında ciddi bir inşaat kapasitesi olmayan paravan şirketlerin bulunması, son yıllarda eşi görülmemiş bir mağduriyet dalgası yaratmıştır.
İnşaatı yıllardır bitirilmeyen, aynı evin birden fazla kişiye satıldığı veya "garantili kira" ödemelerinin hiç yapılmadığı durumlarda T.C. vatandaşı yatırımcılar büyük bir panik yaşamaktadır. Avukat Ali Alper Can, yatırımcıların ödedikleri binlerce dövizi geri alabilmeleri için iki ülke arasında işletilmesi gereken hukuki ve icrai yolları ele alıyoruz.
Kıbrıs'ta yatırım yaparken karşılaşılan hukuki krizler genellikle şu şablonlarla ortaya çıkmaktadır:
İnşaat şirketinin taahhüt ettiği teslim tarihini (ve ek opsiyon sürelerini) geçirmesi durumunda, alıcının sözleşmeden dönme hakkı doğar. KKTC Hukuku uyarınca (Fasıl 149 Sözleşmeler Yasası), müteahhidin "esaslı sözleşme ihlali" gerekçe gösterilerek sözleşme geriye etkili olarak feshedilebilir ve bugüne kadar ödenen peşinat ile taksitlerin faiziyle birlikte iadesi talep edilir.
Broşürlerde veya web sitelerinde yer alan "%10 Garantili Kira Getirisi" vaatleri, ana sözleşmede yer almasa dahi "sözleşme öncesi hileli yönlendirme (misrepresentation)" veya tüketiciyi aldatma kapsamında değerlendirilebilir. Bu durumda mağdurlar sadece ödedikleri bedeli değil, mahrum kaldıkları karın da tazminini isteyebilirler.
En büyük tehlike, yatırım yapılan şirketin içinin boşaltılmış olmasıdır. Bu gibi durumlarda, davanın sadece Kıbrıs'taki paravan (limited) şirkete değil; "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması" teorisi kullanılarak doğrudan projeyi yöneten asıl patronlara ve onların Türkiye'deki malvarlıklarına yönlendirilmesi stratejik bir hamledir.
Aynı projeden mağdur olan onlarca yatırımcının tek tek dava açması yerine, hukuki sürecin tek bir merkezden (toplu dava mantığıyla) yürütülmesi hem masrafları azaltır hem de mahkemeler ve savcılıklar nezdindeki baskı unsurunu ("Nitelikli Dolandırıcılık" iddiaları) güçlendirir.
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
KKTC'de satış vaadi sözleşmelerinin geçerli olabilmesi ve mülkiyetin korunabilmesi için Tapu Dairesine sözleşmenin kaydedilmesi (şerh edilmesi) çok önemlidir. Şayet sözleşmeniz tapuya şerh edildiyse, müteahhidin inşaatı bitirmemesi (temerrüdü) durumunda KKTC Mahkemelerinde sözleşmenin feshi ve ödenen bedelin güncel döviz (sterlin) kuru üzerinden faiziyle iadesi talepli dava açılabilir.