- Anasayfa
- Yayınlar
- Aile ve Miras Hukuku
- Mirasçılıktan Çıkarma Şartları, Saklı Pay İhlalleri ...
Türk aile yapısında yaşanan derin uyuşmazlıklar, "hayırsız evladı mirastan mahrum bırakma" arzusunu veya tam tersi "babam tüm malı erkek kardeşime devretmiş, hakkımı nasıl alırım?" isyanını beraberinde getirmektedir. Toplumda "evlatlıktan reddetme" olarak bilinen kavramın hukuki karşılığı Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) işlemidir. Özellikle devasa değere ulaşan gayrimenkuller, şirket hisseleri ve yalı/arsa gibi taşınmazların tek bir mirasçıya haksız şekilde devredilmesi, miras hukukunun en ağır çekişmelerine ve Tenkis Davalarına sahne olmaktadır.
Kişi sağlığında istediği malını satabilir, ancak vefatından sonrası için çocuklarını, eşini veya anne-babasını sebepsiz yere mirastan (saklı paylarından) tamamen mahrum bırakamaz. Türk Medeni Kanunu m. 510, mirasçılıktan çıkarmanın ancak çok katı ve somut şartlar altında geçerli olabileceğini hükme bağlamıştır. Sadece "benimle ilgilenmedi, beni aramadı" gibi soyut gerekçeler, vasiyetname ile yapılan mirasçılıktan çıkarma işleminin iptal edilmesi için yeterlidir.
Geçerli bir mirasçılıktan çıkarma (ıskat) işleminin varlığından söz edilebilmesi için mirasçının; ya mirasbırakana veya onun yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemiş olması, ya da mirasbırakana veya ailesine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ve kusurlu olarak ihlal etmiş olması gerekir. Bu sebeplerin vasiyetnamede somut olaylarla belirtilmesi şarttır. Aksi takdirde mahkeme çıkarma işlemini geçersiz sayar ve mirasçı kanuni saklı payını geri alır.
Mirasçılıktan çıkarmanın zorluğunu bilen murisler, genellikle sağlığında tüm mallarını (özellikle yüksek değerli gayrimenkulleri) sevdikleri çocuklarına veya üçüncü kişilere satış (veya bağış) gibi göstererek tapuda devrederler (Muris Muvazaası). Ancak bu devirler, diğer mirasçıların Saklı Pay (Mahfuz Hisse) hakkını ihlal edemez. Kanun koyucu, altsoy (çocuklar) için yasal miras payının yarısını, eş için ise durumuna göre tamamını veya çeyreğini dokunulmaz kılmıştır.
Tenkis (İndirim) davası; mirasbırakanın sağlığında yaptığı karşılıksız kazandırmalarla veya ölüme bağlı tasarruflarla (vasiyetname) yasal mirasçıların "saklı paylarına" tecavüz etmesi halinde açılan bir davadır. Murisin ölmeden önce değerinin çok altında bir bedelle diğer çocuğuna devrettiği veya bağışladığı yalılar, fabrikalar ve arsalar, Tenkis Davası yoluyla hesaplamaya dahil edilir ve saklı payı ihlal edilen mirasçıya güncel değerleri üzerinden iade edilir.
Tenkis ve miras muvazaası davaları, basit bir tapu iptal süreci değil; murisin vefat tarihindeki banka hareketlerinin, devir yapılan kişinin alım gücünün ve taşınmazların o günkü rayiç bedellerinin çapraz incelendiği kompleks bir hukuki satrançtır. Bu tür High-Ticket (yüksek değerli) davalarda, salt tanık beyanları yetmez; gayrimenkul değerleme uzmanlarından ve mali bilirkişilerden (adli muhasebe) alınacak bilimsel mütalaalarla davanın teknik altyapısı tahkim edilmelidir.
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
Mirasçılıktan çıkarma (Iskat) çok katı şartlara tabidir. Altsoyun (çocuğun) mirasbırakana karşı ağır bir suç işlemesi veya ailevi yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi gerekir ve bu sebepler vasiyetnamede açıkça ispatlanmalıdır. Geçerli bir sebep yoksa, vasiyetnamenin iptali ve 'Tenkis Davası' açılarak kanuni saklı payınız faiziyle birlikte terekeye iade edilir.