- Anasayfa
- Yayınlar
- Aile ve Miras Hukuku
- Yargıtay’ın Güncel İçtihat Değişikliği: Boşanmada ...
Türk Medeni Hukuku uygulamasında on yıllardır süregelen ve çekişmeli boşanma davalarının en ihtilaflı cephesini oluşturan "ziynet eşyaları (düğün takıları) kime aittir?" sorusu, Yargıtay'ın yakın tarihli güncel içtihat değişiklikleriyle tamamen yeni bir boyuta taşınmıştır. Eskiden kayıtsız şartsız uygulanan kural esnetilmiş; adalet ve hakkaniyet ilkeleri gereği "takının niteliği" ve "kime özgülendiği" kavramları hukuki incelemenin merkezine yerleşmiştir.
Uzun yıllar boyunca Yargıtay, düğün sırasında kime (geline veya damada) takılmış olursa olsun, kural olarak tüm ziynet eşyalarını kadının "kişisel malı" saymaktaydı. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin art arda verdiği güncel kararlarla bu katı yaklaşım değişmiştir. Yeni hukuki düzlemde; takıların cinsiyeti, niteliği ve yerel örf adet kuralları, mülkiyetin kime ait olacağının belirlenmesinde birincil kıstas haline gelmiştir.
Güncel Yargıtay uygulamasına göre, ziynet eşyalarının paylaşımında artık şu "Özgülenme" kuralları esas alınmaktadır:
Yeni içtihat uyarınca, damada takılan ve kadına özgü (bilezik vb.) olmayan ziynet eşyaları artık erkeğin hakkı olduğundan, kadın tarafından açılan ziynet alacağı davalarında "damada takılan altınların iadesi" talepleri mahkemelerce reddedilmektedir. Bu durum, özellikle yüksek miktarda altının damada takıldığı düğünlerde mal paylaşım bilançosunu tamamen değiştiren stratejik bir hukuki eşiktir.
Uygulamada en sık rastlanan uyuşmazlıklardan biri, düğün takılarının evliliğin devamı sırasında bozdurularak ev, araç alınması veya borç ödenmesi amacıyla harcanmasıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre; kadına ait ziynet eşyaları, "iade edilmemek üzere" (bağışlama kastıyla) verildiği kesin olarak ispatlanmadıkça, erkeğin borcu, ev veya araç alımı için bozdurulmuş olsa dahi erkek tarafından kadına aynen veya nakden iade edilmek zorundadır.
Ziynet alacağı davalarında ispat yükü, takıların kendisinde olmadığını iddia eden taraftadır. Hukuki süreçte takıların miktarının, cinsinin ve kime takıldığının tespiti büyük titizlik gerektirir. Bu noktada; düğün merasimine ait ham veya kurgulanmamış video kayıtları, yüksek çözünürlüklü fotoğraflar, banka kasa giriş-çıkış logları ve görgü tanıklarının ifadeleri, alanında uzman bilirkişiler (kuyumcu bilirkişisi) tarafından raporlanarak mahkemeye sunulur. Hukuki stratejinin eksik kurulduğu davalarda, yüksek meblağlı hak kayıpları kaçınılmazdır.
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
Hayır, tazminat talep eden eşin tamamen kusursuz olması gerekmez. Yargıtay'ın güncel içtihatlarına göre, tazminat talep edebilmek için tazminat isteyen eşin karşı tarafa oranla 'daha az kusurlu' (veya kusursuz) olması ve bu olaylar neticesinde kişilik haklarının saldırıya uğramış ya da maddi zarara uğramış olması yeterlidir. Eşit kusur halinde tazminata hükmedilmez.