- Anasayfa
- Yayınlar
- Aile ve Miras Hukuku
- Sınır Ötesi Çocuk Kaçırma (Lahey Sözleşmesi) ...
Bir ebeveynin yaşayabileceği en büyük travmalardan biri, müşterek çocuğunun yabancı (veya çifte vatandaş) eş tarafından yasadışı yollarla veya geçici izin süresi aşılarak yurtdışına kaçırılmasıdır. Kriz boyutu, dil bariyeri ve yetki karmaşası nedeniyle son derece acil bir müdahale gerektiren bu durum; standart bir aile hukuku davasından ziyade uluslararası hukukun, Adalet Bakanlığı'nın ve küresel sözleşmelerin eşzamanlı işletildiği stratejik bir operasyondur.
Türkiye'nin de taraf olduğu "Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi", çocuğun mutat meskeninden (sürekli yaşadığı ülkeden) haksız olarak yer değiştirmesi veya alıkonulması halinde derhal geri dönmesini sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. Eşin diğer ebeveynden muvafakatname almadan (veya tatil bahanesiyle götürüp geri getirmeyerek) çocuğu başka bir ülkeye götürmesi, Sözleşme kapsamında açık bir hak ihlalidir ve doğrudan iade prosedürünü tetikler.
Çocuk yurtdışına kaçırıldığında zaman kaybedilmeden Türkiye'deki Merkezi Makam olan Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü üzerinden iade prosedürü başlatılmalıdır. Bu süreç, kaçırılan ülkenin merkezi makamı ile doğrudan yazışmaları içerir. Ancak sürecin salt bürokratik ilerleyişine bırakılması aylar sürebilir. Etkin bir avukatlık hizmeti; dosyanın Adalet Bakanlığı'ndaki takibini, yabancı ülkedeki partner hukuk bürolarıyla koordinasyonu ve acil mahkeme tedbirlerinin uluslararası mecraya taşınmasını kapsar.
Lahey Sözleşmesi'nin 13. Maddesi, çocuğu kaçıran ebeveyne bazı savunma hakları tanır. Eğer kaçıran taraf, çocuğun iadesi halinde "fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz kalacağını" ispatlar veya kaçırma eyleminin üzerinden 1 yıldan fazla süre geçmiş ve çocuk yeni ortamına uyum sağlamışsa, yabancı mahkeme iade talebini reddedebilir. Bu nedenle davanın derhal ve bir saniye bile gecikmeksizin açılması, karşı tarafın "uyum sağlama" savunmasını baştan çökertir.
Çocuğun nerede olduğu bilinmiyorsa veya kaçıran eş sürekli ülke değiştiriyorsa, Türk Ceza Kanunu m. 234 (Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması) kapsamında derhal Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulur. Soruşturma aşamasında İnterpol (Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı) aracılığıyla Sarı Bülten (Kayıp Kişiler) veya kaçıran eş için Kırmızı Bülten (Yakalanması İstenen Şahıslar) çıkartılması için hukuki baskı ve uluslararası yazışmalar derhal başlatılır.
Çocuk kaçırma vakalarında ücret hassasiyeti ve maliyet ikinci plandadır; asıl mesele hız, uluslararası network gücü ve devlet kurumlarını harekete geçirebilme kabiliyetidir. Adli makamların yavaş işleyen bürokratik çarklarını beklemek yerine; uluslararası sözleşmelerin, Dışişleri Bakanlığı konsolosluk mekanizmalarının ve hukuki tedbir kararlarının eşzamanlı olarak proaktif bir şekilde yönetilmesi hayati önem taşır.
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
Çocuğun mutat meskeninden hukuka aykırı olarak başka bir ülkeye götürülmesi durumunda, Türkiye'nin de taraf olduğu 'Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi' devreye girer. Adalet Bakanlığı aracılığıyla Merkezi Makam başvurusu yapılarak, çocuğun acilen iadesi için uluslararası hukuki süreç ve iade davası başlatılır.