- Anasayfa
- Yayınlar
- Gayrimenkul ve İnşaat Hukuku
- Mega Yatırımlarda İmar Planı İptal Kararlarına ...
Yüzlerce milyon lira bütçeyle başlanan bir rezidans, AVM veya otel projesinin; çevreci dernekler, meslek odaları veya doğrudan bölge sakinleri tarafından belediyeye (veya Bakanlığa) karşı açılan bir "İmar Planı İptali" davasıyla aniden mühürlenmesi, yatırımcı için saniyelerin bile değerli olduğu devasa bir ticari krizdir. İdare Mahkemesi kararıyla şantiyenin durması; kredi geri ödemelerini, taşeron sözleşmelerini ve ön satış taahhütlerini anında temerrüde düşürür. Bu noktada avukatlık faaliyeti, salt bir idari savunma değil; yatırımın bekasını kurtarmak üzerine kurulan acil bir idari taarruz ve kriz yönetimidir.
Şehir planlama prensiplerine aykırılık iddiasıyla 1/5000'lik Nazım veya 1/1000'lik Uygulama İmar Planlarının iptali istemiyle açılan davalar, kural olarak planı yapan idareye (Büyükşehir veya İlçe Belediyesi) yöneltilir. Ancak davanın asıl mağduru ve kaybedeni, o planlara güvenerek arsaya milyonlarca lira gömen, harç yatıran ve ruhsat alan yatırımcı şirkettir. İdare Mahkemesi'nin planı iptal etmesiyle birlikte taşınmaz "plansız" (kadastral boşluk) hale gelir ve belediye ekiplerince inşaat derhal mühürlenir (yapı tatil zaptı).
İdarenin (Belediyenin) kendi meclisinden geçen planı savunmak için atayacağı kurum avukatlarının yapacağı standart savunmalara güvenmek, milyarlık bir yatırımın kaderini tesadüflere bırakmak demektir. Yatırımcı şirket, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 31 ve HMK m. 66 uyarınca davaya derhal "Davalı İdare Yanında Fer'i Müdahil" olarak katılmalı, tüm bilirkişi itirazlarını, SPK değerleme raporlarını ve mimari haklılık argümanlarını bizzat birinci elden mahkemeye sunmalıdır.
İmar planı iptal edildiğinde veya iptal edilmeden önce mahkemece verilen "Yürütmeyi Durdurma (YD)" kararlarında yatırımcının en büyük silahı, İYUK m. 27'de yer alan "telafisi güç veya imkansız zararların doğması" şartıdır. Yabancı sermayeli krediler, istihdam edilen yüzlerce işçi, şantiyedeki vinç ve beton maliyetleri ile üçüncü kişilere yapılan milyarlık konut satış sözleşmeleri mahkemeye sunularak; projenin durması halinde ortaya çıkacak ülke ekonomisi çapındaki makro zarar bağımsız raporlarla belgelenmeli ve YD kararı kaldırılmalıdır.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararlarına göre, imar planının iptal edilmesi otomatik olarak "Kazanılmış Hak" doğurmaz. Kazanılmış haktan söz edilebilmesi için inşaatın su basman seviyesini (temel üstü vizesini) aşmış olması ve iptal kararına kadar ruhsata uygun yapılmış olması gerekir. Şantiyenin hangi fiziki seviyede yakalandığı, noter tespitleri ve adli mimari keşiflerle derhal güvence altına alınmalı, yapı ruhsatının iptali tehlikesine karşı bağımsız bir "Müktesep Hak" savunması inşa edilmelidir.
Mega projelerin İdare Mahkemeleri ve Danıştay 6. Dairesi (İmar Davalarına bakan yetkili daire) nezdindeki süreçleri, sadece idari dilekçelerle yönetilemez. Şehir ve Bölge Planlama uzmanlarından, ÇED mühendislerinden ve gayrimenkul hukukçularından oluşan multidisipliner bir kurul oluşturularak; plan notlarının hukuka uygunluğu bilimsel mütalaalarla desteklenmeli ve milyarlık yatırımın mühürlü geçirdiği her saniye idari argümanlarla minimize edilmelidir.
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
İdare mahkemesi tarafından verilen yürütmeyi durdurma veya iptal kararı, projenin hukuki (ruhsat) zeminini ortadan kaldırır ve kural olarak inşaatın durdurulmasına (mühürlenmesine) neden olur. Bu kriz durumunda ivedi olarak Danıştay nezdinde temyiz süreçleri işletilmeli ve eş zamanlı olarak mahkemenin iptal gerekçelerini (eksiklikleri) gideren yeni bir 'İmar Planı Revizyonu' idareye onaylatılarak süreç kurtarılmalıdır.