- Anasayfa
- Yayınlar
- Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku
- Franchise Sözleşmelerinin Feshi Sonrası Marka İhlalleri ...
Kurumsal markaların ulusal ve global çapta büyümesini sağlayan "Franchise ve Tek Satıcılık (Bayilik)" sistemleri, temelinde fikri ve sınai mülkiyet haklarının belirli şartlarla ve geçici bir süre için üçüncü kişilere kullandırılması (lisans) esasına dayanır. Sözleşme yürürlükteyken markanın gücünden faydalanan bir bayinin; sözleşme feshedilmesine rağmen ana şirketin (franchisör) logosunu, renk paletini, mağaza konseptini veya menü tasarımlarını kullanmaya devam etmesi, B2B (Şirketler Arası) ihtilafların en kritik ve acil müdahale gerektiren aşamasıdır.
Av. Ali Alper Can, ticari şerefiyenin ve marka algısının haksız yere gasp edilmesini önlemek maksadıyla, Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) çerçevesinde, ihlalin derhal durdurulmasını sağlayan ihtiyati tedbir mekanizmalarını (kamuoyunda bilinen adıyla tabela indirme davaları) stratejik bir öncelik olarak yürütmektedir.
Franchise alan işletme (Franchisee), markayı tescil ettiren değil, sadece sözleşmede belirlenen süre, bölge ve şartlar dâhilinde kullanım (lisans) hakkı elde eden taraftır. Sözleşmede yer alan "Sözleşmenin sona ermesiyle birlikte franchise alan; markaya ait tüm tabelaları, logoları, basılı materyalleri ve dijital varlıkları derhal iade/imha etmekle yükümlüdür" şeklindeki maddeler, hukuki ihtilafın çözümünde bağlayıcı anayasadır.
Sözleşme herhangi bir nedenle (haklı fesih, sürenin dolması vb.) sona erdiği an, bayinin markayı kullanım yetkisi hukuken biter. Eski bayinin, dükkânın dışındaki logoyu tam olarak indirmemesi, harflerin yerini değiştirerek benzer bir fonetik yaratması veya içerideki konsepti aynen koruması; TTK m. 54 uyarınca "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" bendi kapsamında açık ve ağır bir haksız rekabet eylemidir.
Eski bayinin markayı yetkisiz kullanması, tüketiciler nezdinde o şubenin hâlâ ana merkeze bağlı olduğu yanılgısını (iltibas) yaratır. Bayinin satacağı düşük kaliteli bir ürün veya vereceği kötü bir hizmet, doğrudan ana markanın itibarına zarar yazar. Bu kanamayı durdurmak için uygulanan usul şöyledir:
Bazen eski bayiler tabeladaki asıl ismi değiştirse dahi, markanın o güne kadar zihinlere kazınmış olan renk dizilimini, mimari mağaza dizaynını, personel kıyafetlerini ve ambalaj tasarımlarını (Trade Dress - Ticari Görünüm) birebir kopyalamaya devam ederler. SMK ve TTK içtihatları uyarınca; sadece ismin değil, tüketicide "aynı marka veya o markanın alt şubesi" algısı yaratan bütüncül konsept (işletmesel görünüm) hırsızlıkları da haksız rekabet sayılarak yasaklanmaktadır.
Tabela indirilip ihlal sonlandırıldıktan sonra, eski bayiye (ve yetkililerine) karşı açılacak asıl dava ile; yetkisiz kullanım süresince elde ettiği haksız kazanç (Yoksun Kalınan Kâr) veya sözleşmede belirlenmiş yüksek meblağlı "Cezai Şart" kalemleri yasal faiziyle tahsil edilir. Ayrıca haksız rekabet nedeniyle zedelenen marka şerefiyesi için Manevi Tazminat taleplerinde bulunulur.
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
Feshedilen bir franchise sözleşmesinden sonra marka kullanımının devam etmesi açık bir 'Marka Hakkına Tecavüz' ve 'Haksız Rekabet' suçudur. İvedi olarak Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinden 'İhtiyati Tedbir' kararı alınarak tabelaların indirilmesi, haksız kullanımın durdurulması ve yoksun kalınan kârın tahsili sağlanır.