- Anasayfa
- Yayınlar
- Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku
- Start-Up ve Teknoloji Şirketlerinde Ortak Ayrılıkları ...
Teknoloji ekosisteminde faaliyet gösteren bir Start-Up'ın değerlemesini (Valuation) milyonlarca dolara çıkaran unsur, sahip olduğu masa veya sandalyeler değil; yarattığı yazılım algoritması, marka gücü ve yenilikçi patentidir (Fikri ve Sınai Mülkiyet - IP). Ancak girişimin büyüme evresinde veya yatırım turu öncesinde kurucu ortaklar (Founders) arasında baş gösteren uyuşmazlıklar, şirketin bu tek ve en değerli varlığının kime ait olacağı krizini tetiklemektedir.
Ortaklardan birinin şirketten ayrılıp rakip bir proje başlatması veya yazılımın kaynak kodlarını rehin alması, girişimin "Ölüm Vadisi"ne (Valley of Death) girmesine neden olur. Av. Ali Alper Can, teknoloji şirketlerine ve yatırımcılara, fikri mülkiyet haklarının kurumsal tüzel kişilikte toplanması, Pay Sahipleri Sözleşmelerinin (SHA) kurgulanması ve ihtilaf anında agresif yargısal müdahalelerin (ihtiyati tedbir) yapılması hususlarında stratejik müşavirlik sunmaktadır.
Yatırımcılar (Melek yatırımcılar veya VC'ler) bir girişime fon sağlarken, durum tespiti (Legal Due Diligence) raporlarında ilk olarak IP (Intellectual Property) aidiyetine bakarlar. Eğer şirketin ana ürünü olan yazılım veya patentin mülkiyeti, şirket tüzel kişiliğinde değil de kurucu ortaklardan birinin şahsı üzerinde kalmışsa, o girişim "Yatırım Yapılamaz (Uninvestable)" statüsüne düşer. Hukuki altyapının ilk günden doğru inşa edilmesi hayati önem taşır.
Girişimin CTO'su (teknolojiden sorumlu kurucu) şirketten olaylı bir şekilde ayrıldığında, "Bu kodları ben yazdım, benim eserim" diyerek yazılımın kullanımını engellemeye çalışması sık karşılaşılan bir şantajdır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) m. 18 uyarınca; aralarında bir iş ilişkisi bulunan kişilerin ürettikleri eserlerin mali hakları kural olarak işverene aittir. Ancak kurucu ortak (bordrolu çalışan değilse) bu kodların şirkete devri için açık bir "Fikri Haklar Devir Sözleşmesi (IP Assignment Agreement)" imzalamamışsa, ayrılık anında devasa telif (FSEK) davaları doğar ve şirket kilitlenir.
Start-Up'lar genellikle şirket henüz resmi olarak kurulmadan önce fikir aşamasında ortaya çıkar. Bu dönemde kuruculardan biri, markayı veya patenti kendi T.C. kimlik numarasıyla TÜRKPATENT'e tescil ettirir. Şirket kurulduktan sonra bu hakkın şirket tüzel kişiliğine devredilmemesi, ayrılık vaktinde "Marka benim, şirket adımı kullanamazsın" şeklindeki haksız rekabet ihtilaflarına ve marka hakkına tecavüz iddialarına sebep olur.
Girişimcilik hukukunda krizleri engellemenin en profesyonel yolu, kuruluş aşamasında veya ilk yatırım turunda ağır yaptırımlar içeren bir Pay Sahipleri Sözleşmesi (Shareholders' Agreement - SHA) kurgulamaktır. Ayrılan ortağın fikri mülkiyeti gasp etmesini veya şirketi sabote etmesini önleyen mekanizmalar şunlardır:
Ortak ayrılığında uzlaşma sağlanamaz ve ayrılan ortak şirketin fikri mülkiyetini rakip bir projede kullanmaya başlarsa; Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinden derhal İhtiyati Delil Tespiti ve İhtiyati Tedbir kararları alınır. Adli Bilişim (Digital Forensics) uzmanları eşliğinde kod benzerlik analizleri yapılarak, haksız rekabetin men'i, şirket kaynak kodlarının kullanımının durdurulması ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca ticari itibarın/yoksun kalınan kârın tazmini için agresif dava süreçleri yürütülür.
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
Bu tür krizleri önlemek için kuruluş aşamasında Hissedarlar Sözleşmesi (Shareholders' Agreement) hazırlanmalıdır. Ortak ayrılığında 'Vesting' (hak ediş) şartları, rekabet yasağı ve yazılım kodlarının (Fikri Mülkiyet) şirkete devredildiğine dair hükümler işletilerek, ayrılan ortağın şirkete rakip olması veya kodları alıp gitmesi hukuken engellenir.