- Anasayfa
- Yayınlar
- Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku
- İhracatçı Şirketlere Yönelik "Marka Trolleri" ve ...
Türkiye merkezli sanayi, tekstil ve teknoloji firmalarının yurt dışı pazarlara (Avrupa, ABD, Orta Doğu) açılma stratejilerinde karşılaştıkları en büyük, en maliyetli ve en yıkıcı hukuki krizlerin başında "Marka Trolleri" (Trademark Trolls) vakaları gelmektedir. Yıllarca ar-ge ve üretim yatırımı yaptığınız, Türkiye'de tescilli olan markanızı ihraç ettiğinizde, hedef ülkedeki fırsatçıların (eski distribütörler, acenteler veya troller) o markayı sizden önce kendi adlarına tescil ettirdiğini öğrenmek uluslararası ticaretin en büyük kâbusudur.
Marka trolü, üretim amacı olmaksızın sırf asıl hak sahibinden (sizden) fahiş lisans veya devir bedelleri koparmak maksadıyla o ülkede pusuya yatan kötü niyetli aktörlerdir. Av. Ali Alper Can, sınır aşan bu ticari ihtilafları, uluslararası fikri mülkiyet hukuku, Paris Sözleşmesi ve WIPO nezdindeki Madrid Sistemi çerçevesinde, ihracatçı firmaların dış pazar paylarını geri kazandıran stratejik davalarla yönetmektedir.
Fikri mülkiyet hukukunun temel evrensel prensibi "Ülkesellik (Territoriality)" ilkesidir. Türkiye'de (TÜRKPATENT nezdinde) sahip olduğunuz marka tescili, sizi kural olarak Almanya'da, Amerika'da veya Çin'de korumaz. Marka, hangi ülkenin siciline kaydedilmişse sadece o egemenlik sınırları içinde koruma sağlar. Marka trolleri bu prensibi kullanarak, Türkiye'de büyümekte olan ihracatçıların markalarını, hedef ülkelerin marka ofislerinde (Örn.: EUIPO, USPTO) derhal tescil ettirip beklemeye geçerler.
Marka trolleri, asıl hak sahibinin o ülkeye mal ihraç ettiğini tespit ettiği anda, kendi "Yerel Tescil" belgelerine dayanarak ilgili ülkenin gümrük otoritelerine başvurur.
Hedef ülkede marka trolünün aldığı tescile boyun eğip şantaj bedelini ödemek tek çare değildir. Uluslararası ticaret hukukunun üst normu olan Paris Sözleşmesi (Mükerrer 6. Madde) ve Dünya Ticaret Örgütü TRIPS Anlaşması uyarınca, kötü niyetle yapılan marka tescilleri hükümsüz kılınabilir.
Büromuz, koordineli çalıştığı yurt dışı (Local Counsel) partner avukatlarıyla birlikte, ilgili ülkenin fikri mülkiyet mahkemelerinde "Gerçek Hak Sahipliği ve Kötü Niyetli Tescil Nedeniyle Marka Hükümsüzlüğü" davaları açarak, trollerin sicil kayıtlarını sildirmektedir. Eski distribütörün, acentenin veya üretim fasoncusunun yaptığı habersiz tesciller "Sadakat Yükümlülüğüne Aykırılık" nedeniyle hızla iptal ettirilir.
İhracat yapmadan önce atılması gereken en ucuz ve güvenli "Önleyici Hukuk" adımı, WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) tarafından yönetilen Madrid Sistemi (Madrid Protokolü) üzerinden uluslararası tescil başvurusudur. Bu sistem sayesinde, TÜRKPATENT üzerinden tek bir dilde ve tek bir ücret tarifesiyle başvuru yapılarak, aralarında ABD, AB ülkeleri, Japonya ve Çin'in de bulunduğu 130'dan fazla ülkede markanın koruma altına alınması (tescili) sağlanır. Büromuz kurumsal müvekkillerine bu global portföy yönetimini sunmaktadır.
Marka trolüne karşı açılan hükümsüzlük davasında başarının anahtarı delillerdir. Markanın o ülkede "Tanınmış Marka" statüsünde olduğu veya tescilden önce de fiilen o pazarda kullanıldığı; geçmişe dönük konşimento evrakları, uluslararası fuar katılım belgeleri, gümrük beyannameleri, global e-ticaret satış faturaları ve web trafik loglarının (Adli Bilişim tespiti) dosyaya mübrez edilmesiyle ispatlanmaktadır.
16 yıllık mesleki tecrübesiyle Ceza Hukuku, Bilişim Suçları, Ticaret ve Aile Hukuku uyuşmazlıklarında stratejik müşavirlik sunan kurucu avukattır. Dava süreçlerinde "Önleyici Hukuk" ve teknik delil analizi prensiplerini merkeze alarak müvekkillerine şeffaf, güvenilir ve sonuç odaklı hukuki koruma sağlar.
Markanızın yurt dışında kötü niyetli kişilerce (Marka Trolleri) tescil edilmesi, ürünlerinizin o ülkenin gümrüklerinde takılmasına sebep olur. Bu durumda, ilgili ülkenin marka patent ofisine 'Kötü Niyetli Tescil İptali' davaları açılmalı ve eş zamanlı olarak Madrid Protokolü veya ulusal başvurular aracılığıyla ihracat pazarlarında global marka tescil koruması sağlanmalıdır.